| Galatasaray Lisesi’nin koltuk Kapısı
yanından “Yeni Çarşı” Caddesi’nden yokuş aşağı Tophane’ye doğru inerken,
eskiden merdivenli, şimdi dik yokuşun ortasında sağ tarafta, birkaç ağacın
bulunduğu açıklıkta GÜL BABA’nın mezarı vardır. Kitabesinde; (2)
“Tarikat-ı aliyye meyayık-ı kiramından GÜL BABA hazretlerinin Türbe-i
şerifi ' ’ittisalinde Acı çeşmeli Akdemce 1285 senesi tarihinde türbedarı bulunan
merhum pirinççi Tahir Efendi namına bina ve inşaasına olup, muahharen dahi zaman
himmetiyle çeşme-i harap, mail-i turap olduğundan, türbedarı mümailleyhin mahdumu
Pirinççi İbrahim Efendi berdi himmet ederek müceddeten bina ve ihya edildiği
hayratıdır.
Sene 1287 - Miladi 1870”
yazmaktadır. Bu kitabe, 1968 yılında mektebin lise
olarak kuruluşunun yüzüncü yıl kutlamaları sırasında, Galatasaraylılar Derneği
tarafından tesis ve teşvik edilen Yüzüncü Yılı Kutlama Dernegi’ tarafından
lahtin bakım ve tamiri sırasında tespit edilmiştir. Her büyük kuruluşun
başlangıcı çok defa kesin belgeye dayanmayan efsanelerle anlatılır. Roma
Imparatorluğu, Osmanlı Imparatorluğu gibi.
| Galata Sarayı'nın başlangıcı hakkındada “Gül
Baba Efsanesi” vardır; Tarihlerin 2. Beyazit zamanında
belirttiği, yukarıda türbesinin olduğu yeri belirtilenden başka, bir de
Macaristan’da, Budapeşte’de Gül Baba Türbesi vardır. Kanuni
Sultan Süleyman’ın, muhteşem bir merasimle cenaze töreninde hazır
bulunduğu Gül Baba’nın Kanuni’nin büyükbabası 2.
Bayezit zamanındaki Galata Saray'ının kurulmasına amil olan Gül
Baba ile aynı kişi olup olmadığı belli değildir. Yalnız
Budapeşte'demuhteşem cenaze merasimi yapılan Gül Baba'nın fevkalade
yaşlı ve Kanuni Sultan Süleyman'a ata yadigarı bir ulu kişi olduğu
kesindir. |

|
GALATA SARAYI’NIN TESİS VE İCADI (3)
Asrı Bayezit Han-ı saniye kadar, GALATA, Perşembe
Pazarı’nın VOYVODA KONAĞI’ndan yukarısı sayd-ü şikare çesban, cebeli
cengelistan olmasıyla Bayezid Han-ı sani hazretleri avene-i civanide (avda) mevsim-i
şitada bu şahsarı vehalzarda bir gün tesayyuda tasaddi buyurduklarında, esna-i tek-u
püde tesir-i şideti bad-ü bertten bihuzur olarak, teshini vücud edecek bir mahal
cüstücusunda iken, Tophane'den Beyoğlu'na doğru çıkan ve Galata Sarayı'nda
canibinde Boğazkesen sahrasında bulunan bir kulübe derununda taze gül fidanları
içinde bir aziz-i mütabbidin aram-ı meşduu hümayunları cihetiyle, ülfet-ü azizden
mahzuniyet hasıl olarak, azizi müşarün-ü leyhe (Gül Baba) bir dilhahınız var
mıdır? buyurduklarında cevaben:
“Padişahım şu zirveciğe bir mekteb-i irfan
tesis-ü tertip buyur da orada okuyup yazanları, hizmet-i hümayununda istihdam eyle
vakten minel evkat devletine lazım olur.”
cevabıyla, eliyle gösterdiği otuz bin zira’dan ziyade
olan arsanın etrafına duvar çekilerek bir cami-i şerif ile ikişer yüz adamı istiab
eder üç koğuş ve her koğuşa birer hamam ve zabit dairesi ve mutfak inşa ve...
Galata Saray ağası nasp ve tayin... ve bidayet dersleri hocalığına müşarün-ü leyh
Gül Baba'yı tayin eder... ve Galata Saray'ı Enderun-u Hümayun'a ikinci ve Saray-ı
Hümayundaki küçük oda birinci Mekteb-i İdadi ittihaz ve bakiye-i kanunlarının
İKMALİNE ASR-I SÜLEYMAN-I HANİ de ikmaline ağaz olunmuştur.
(Tarih-i Ata’dan anlaşıldığına göre Kanuni
Sultan Süleyman, Gül Baba’nın Budapeşte’de vefatında, kendisine tarihlere
geçecek bir cenaze töreni yaptırarak GALATA SARAYI’ nın varoluş ve yönetim
kurallarını koymuştur.)
Galata Saray’ı bir enderun okuludur. İdadi, yani orta
öğretim yaptıkdan bir de Edirne Sarayı vardır. Buralarda yetişen öğrencilerden
başarılı olanlar Topkapı Sarayı’ndaki Enderun’a alınır, oradaki tahsillerini
tamamlayınca askeri ve mülki görevlere tayin olunur veya Merkezi hüküimette,
Saray’da görev alırlardı.
2. Mahmut zamanında vaka-i hayriye
denilen yeniçeriliğin kaldırılmasına kadar devletin yönetim elemanları bu
okullardan yetişirlerdi. Galata Sarayı’nda eğitim, anlamı 18. yüzyılda Fransız
ihti-lalinde tanımlanan, LAİK idi.
Evliya Çelebi meşhur
"Seyahatname'sinde İstanbul'un madenlerini anlatırken, (5) GÜL BABA'dan
bahsetmiştir.
"Madeni isna aşer, Tophane kasabası ensesinde Galata
Sarayı namıyla mevsuf ve maruf saray-i padişahının altında eski İslambol namıyla
muttasıl madenden hasıl olur ki cemi dünyada eski İslambol demiri deyu meşhur
olmuştur. Amma mekanından bir ferdin dahi haberi yoktur. Ta! Vizendon nam kralın
zamanında hazreti Hızır Ayasofya'nın mimarı iken anın ilkasıyla bulunup
Ayasofya'nın cemi hadid (demir) mühimmatı ve levazımatı ve tavuk pazarındaki dikili
taşın bentleri, bilcümle mazkurun haddi İslambol'dur. Ta ki Bayezid-i veli zamanında
raygan olup hüddamları haddi halis ihraç ederlerdi. (halis demir çıkarılırdı.)
Sultan Bayezid-i veli derviş nihad padişah-i ebuteslim olmakla bu maadine her bar gelip
abu havasından hazzedip bir kaç kere habir muallimler ile ol cayu mahudda yatıp bir
kaç defa o mahalli latifte Hazreti risaleti menamında görüp hazreti risaletin
talimiyle anda bir dar-ı şifa ve tahsil-i ulum için bir medrese inşa edip her kim anda
bir kerre bismillah dediyse müfessirin ve muhaddisinden ulu kimseler olurdu, ahir-ı kar
sarayı has olup hüddam ve gımana has kılınıp...."
Evliya Çelebi'nin pek belirgin olan
mübalağa sanatını ve olayları bazen çarpıtıp kendi görüşüne göre
anlatmasını hoş görürsek, burada önemli olan, İstanbul'daki madenlerden bahsederken
konuyu Galata Sarayı'na getirmesidir. Semte adını veren GALATA ismi yakın zamanlara
kadar açıklanamamıştır. İngiltere, Southampton Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nde
Dr. Anne Ross'ın çalışmaları konuya açıklık getirmiş
CELT-KELT'ler ve, veya yayıldıkları Avrupa'da aldıkları isimlerle GAUL'ler,
GALCYA'lılar, GALAT/a ianlar hakkında kesin bilgiler sahibi olmamıza olanak
sağlamıştır.

Galatasaray Lisesi ön bahçesi... |
Atatürk'ün okulumuza imzalayarak
verdiği resmindeki GALATA SARAY'a yazısında SARAY
kelimesi Osmanlılarda; süslü, içinde padişahın haremiyle yaşadığı yer manasında
değil, hükümet işlerinin görüldüğü idare yeri ve yüksek derecede enderun
okulu anlamındadır. |
GALATA
Milattan evvel birinci asır ile milattan sonra 1. asır
arasında Roma İmparatoru AUGUSTOS dönemini belirten tarih haritasında Roma'nın
olduğu görülür. Bunlardan biri SYRİE (Suriye) diğeri Trakya ve tüm Anadolu'yu
kapsayan GALATİA eyaletleridir. Galatia eyaletinin merkezi ENCYRE (veya ENCYRA) bu
günkü ANKARA'dır.
Galatia celtler (okunuşu kelt) M.Ö. 3000 yıllarında
Karadeniz'in kuzey doğusundan Avrupa'ya, kuzey batıya doğru göç eden bir
İndoeuropeen ırk. Büyük Britanya ve İrlanda'ya yerleşip M.Ö. 8. yy demir madeni
çıkarıp işlemeye başlıyorlar. Bir nevi ilk endüstriyel devrim gerçekleşmiş
oluyor. M.Ö. 5 ve 4. yy kıta Avrupa'sına geçerek güneye doğru yayılmaya
başlıyorlar. Demirden kap, kacak, silah, kakan, kılıç, mızrak yapabilmektedirler.
Atlarını nallamakta, araba tekerleklerine demir çember takabilmektedirler. Bunlara
Fransa'da Gol'ler denilir. Paris'e adını hediye ederler. Belçika adını ise, Belgae
kabilesinden alır. Polonya'ya giderler yerleştikleri yer GALİÇYA adını alır.
Güneyde İspanya'da da yerleştikleri yere Galiçya denir. Belgrad da adını bunlardan
alır. M.Ö. 4. yüzyılda İstanbul Boğazı kıyılarına gelmişlerdir. Demir madenini
bulur oraya yerleşirler. Yazıları yoktur, ölüm ile yaşam arasında fark
gözetmezler. M.Ö. 4. yüzyılda Bitinya Kralı bunları yardıma çağırır, paralı
askerdirler. 20.000 Galat Anadolu'ya geçer. Galatlara ait bilgiler arkeolojik kazılar ve
İrlandalı rahiplerin topladıkları efsanelerden elde edilmektedir. Bolu'daki kazılarda
bunlara ait kalkan bulunmuştur. Almanya'ya giden Zeus tapınağındaki kabartmalar
Bergama Kralı'nın Galatlara karşı kazandığı zaferi anlatmaktadır. Daha sonra
Ankara'yı kurarlar, Anadolu'da karışıklık başlayınca, Persler Yunanistan'a
giderler, Büyük İskender batıdan doğuya geçer. En sonunda Roma işgaline uğrar ve
önceleri Galatia diye anılan bölge adını değiştirir. Doğu Roma ve Bizans
döneminde artık yalnız Galata kalmıştır. M.S. 11. asırda latin kökenli
İtalyanların ticaret merkezi olmuştur. Bir gece Bizanslılar yakıp yıkıp yağma
ederek bir çok insanı öldürürler. 4. Haçlı Seferi Bizans'a yönelir, Latinler
Bizans'ı alıp talan ederler. İmparator İznik'e kaçar. Galata'yı Cenevizliler
almışlardır. Bölgenin etrafını surla çevirip ayrı bir egemenlik kurarlar.
Paleologlar İstanbul'a döndüklerinde artık Galata'ya dokunamazlar. Fatih Sultan Mehmet
İstanbul'u aldıktan sonra Galata'nın anahtarı Fatih'e takdim edilir. Fatih Sultan
Mehmet, Tophane'yi kurar. Demir madeninin 2. Bayezit zamanında çalıştığını Evliya
Çelebi'nin Seyahatnamesi'nden anlıyoruz. Galata Saray ağaları aynı zamanda bölgenin
mülki ve askeri amiridirler.
Sonradan Fener rum beylerinden birinin ev yapıp
oturmasıyla, Beyoğlu; ve 19. asır levantenlerince de Pera adı ortaya çıkmıştır.
SARAY kelimesi Osmanlılarda süslü, içinde padişahın
haremiyle yaşadığı yer anlamında değil, hükümet işlerinin görüldüğü, idare
yeri anlamındadır. Nitekim Fatih'in yaptırdığı Topkapı Sarayı; Kanuni Sultan
Süleyman, Haremi buraya taşıyıncaya kadar yalnız devlet işlerinin görüldüğü
idare merkezi ve yüksek derece Enderun okuluydu. Edirne Sarayı ve Galata Sarayı ort
derecede (idadi) Enderun okullarıydı. Böylece Atatürk'ün okulumuza imzalayarak
verdiği resimde yazdığı gibi; GALATA SARAYI adının ne olduğu açıklanmış
bulunuyor. |